Sziget Festivali

sziget22

Genelde blogger’lar Sziget ile ilgili yazılarında ne kadar eğlendiklerinden, line-up’lardan, etkinliklerden, Sziget’in tarihinden falan bahsederler. Bunları zaten biliyorsunuz ya da birçok kaynaktan öğrenebilirsiniz. Bu yazıda biraz daha işinize yarayabilecek şeylerden bahsetmeye çalıştım.

Biz iki arkadaş olarak gitmeye karar verdik. Sonrasında ekşi sözlük’ten tanıştığımız kişilerle 6 ay öncesinden whatsapp grubu oluşturduk. Zaten festival günü gelene kadar yeterince kaynaşılmıştı. Havalimanında buluşup adaya grup olarak gittik. Gözlemlediğim kadarıyla grup olarak gelenler daha fazla eğleniyorlardı.

Ulaşım

Havalimanından shuttle ile direkt adanın içine ulaşıyorsunuz. Citypass adı verilen bileklik ile toplu ulaşım araçlarını ücretsiz kullanabilirsiniz. 13 günlük olanı (ki 1 haftalık festival için daha fazlasına gerek yok) 33 euro. Festival sitesindeki citypass bölümünde “bedava spa” şeklinde göz boyuyorlar. Bu spa konusuna aşağıda değineceğim. Tamamen gereksiz olduğunu söylemeliyim. Bizim gruptaki herkesin citypass’i vardı. İki gün öncesinden gittiğimiz için ilk günler şehirde at koşturduk. Kimse bilekliğimize bakmadı aslında. Ancak festival başlayınca adadaki tren istasyonuna görevliler geldi ve kontrol etmeye başladılar.

Konaklama

Festival sitesinde de gördüğünüz gibi normal kamp alanının dışında alternativa, apero ve sierra gibi özel alanlar da mevcut. Muhtemelen bu konuda kararsızsınız. Duş ve tuvaletlerde sıra beklemek sizin için sorun değilse normal kamp alanı dışındakilere para ödemenize gerek yok. Çünkü, özel kamp alanlarına o alanın özel bilekliği olmadan giremezsiniz. Örneğin; konser alanında başkalarıyla kaynaştınız ve çadıra beraber dönmeyi planlıyorsunuz. Bu mümkün değil. Aklınıza hemen cima etmek gelmesin müstakbel szitizenler. Budapeşte’de yaşayan kız arkadaşım festivalin son günü tek günlük bilet alarak adaya gelmişti. Aynı akşam yağmur bastırdı. Çadıra gidip ıslanmaktan kurtulmak istedik fakat alternativa’da konakladığım için bu mümkün olmadı. Yani böyle şeyler başınıza gelebilir. Bunun dışında özel kamp alanlarında duş ve tuvalet sırası beklemedik. Normal kamp alanında konaklayan arkadaşlar uzun kuyruklardan şikayetçiydi. Özel kamp alanlarında güvenlik görevlilerinin daha fazla ve temizliğin çok daha iyi olduğunu belirtmeliyim.

Peki özel kamp alanlarından birini almaya karar verdiniz. Hangisini almalısınız? Adada müziğin ve eğlencenin 24 saat kesintisiz devam ettiğini düşünürsek, ada merkezinden uzaktaki kamp alanları kafa dinlemek için ideal. Bunlar hangileri? Alternativa ve Apero. “Benim için sakinlik, huzur önemli değil, ada merkezine yakın olayım” derseniz kesinlikle Sierra almalısınız. Zira Alternativa ve Apero ada merkezine çok uzakta kalıyor. Yine de kamp biletinizi almadan önce festival yetkililerine mail atıp kamp alanlarının haritadaki yerlerini istemenizi öneririm. Bu sene konumları değiştirmiş olabilirler.

sziget16

Festival sitesinden çadır satın alabiliyorsunuz. İki adet seçeneğiniz mevcut. Birincisi, çadır ücretini ödeyip adaya gittiğinizde belirlenmiş alandan teslim almak. İkincisi hazır kurulu paketi satın alıp adaya gittiğinizde daha önce kurulmuş çadırınıza yerleşmek. Bu saydıklarımın hiçbirini önermiyorum. Çadırlar kalitesiz ve su geçiriyor. Ayrıca hazır kurulmuş paketi alırsanız çadır alanınızı seçme şansınız da olmuyor.

Çadırınızı kuracağınız alanı seçerken özellikle ağaçlık bir bölge olmasına dikkat etmelisiniz. Aksi halde güneşin doğuşuyla birlikte çadırınız içinde durulmaz bir hal alacaktır. Festival katılımcıları genel kamp alanında ana caddeler hariç istedikleri yere çadır kurma hakkına sahipler. Bu nedenle eğer grup olarak gidiyorsanız ve çadırlarınızı yan yana kurma niyetindeyseniz aranıza fazla boşluk koymamalısınız. Çadırımızı kurmak için seçtiğimiz yerde zemin biraz kötü olduğu için arkadaşımla çadırlarımız arasında 1 metrelik bir mesafe bırakmak zorunda kalmıştık. Hatta bu boşluğa çadırın sığmayacağı konusunda emindik. Akşam kamp alanımıza döndüğümüzde ikimizin çadırı arasında iki hollandalı kızın üç kişilik olan çadırlarını kurduğunu gördük. Ertesi gün gözün görebildiği tüm boşluklar çadırlarla doluydu.

Temizlik

Öncelikle kampa gittiğiniz için tabiki temizlik ve konfor standartlarınızdan ödün vereceksiniz. Fakat Türkiye’deki basit festivallerden sonra bu konu sizi korkutuyor olabilir. “Birkaç bin insanın katıldığı rock’n coke’da bile tuvalete giremiyorduk. Sziget’e 400.000 kişi katılıyor” diye düşünmeniz doğal. Ben de öyle düşünüp kaygılanmıştım. Tuvaletler sürekli temizleniyor. Tuvalet kağıdı bulunuyor. Bir de tuvaletler öyle Ercanlar Plastik firmasının plastik kabinlerinden değil. Bildiğimiz tuvalet. Klozet, sifon falan var. Duşlar da temiz. Saç kurutma makinesi var. Şampuan vs. yok. Sahne önleri, caddeler, etkinlik alanları sürekli temizleniyor. O sıcakta gençlerin yerden çöp topladıklarını gördükten sonra elindeki bira bardağını yere atabilen insana söyleyecek lafım yok zaten.

sziget3

Yeme İçme ve Alışveriş

Hava çok sıcak olduğu için yediklerinize dikkat etmelisiniz. Gitmeden önce okuduğum çoğu kaynakta yiyeceğin sorun olmadığı, her türlü yiyeceğin bulunduğu yazıyordu. Vakfıkebir ekmeği içinde kocaman şinitzel veya sosis adanın en moda yemeği. Müslüman arkadaşlar yemek almadan önce dana eti istediklerini ısrarla söylemeliler. Çünkü her yer domuz eti kullanıyor. Dana da bulunuyor tabi. Söylediğim gibi belirtmeniz gerekiyor. Akşam üzeri kalamar ya da karides menüsüyle buz gibi bira içmeden dönmemelisiniz. Buz gibi bira demişken, sirkülasyon çok olduğu için istediğiniz soğuklukta bira bulmak günün bazı saatlerince çok zor olabiliyor. Soğuk bira konusunda ekstra yardımcı olan Irish Bar bizim favorimizdi. Adada sadece tek çeşit bira bulabiliyorsunuz. O da Macaristan’ın milli birası Dreher. Öyle ultra mat, özel seri, fıçı gibi seçenekler malesef bulunmuyor.

Adada 50ml su neredeyse bira ile aynı fiyatta. Sıcağın ve biranın etkisiyle suya fazlaca ihtiyacınız olacaktır. Ben ilk iki gün dışında adanın çeşitli yerlerindeki çeşmelerden içerek giderdim susuzluğumu. Zaten tüm çeşmelerin önünde ellerinde onlarca su şişesi olan szitizenler göreceksiniz. Aklın yolu bir. Diyelim ki yemekleri sağlıksız buldunuz ve yemek istemiyorsunuz. Adanın çıkış yolunda çok büyük bir süpermarket bulunuyor. Bu markette alkol, gıda, çadır, uyku tulumu, mat vs. ihtiyacınız olan tüm ekipmanlar mevcut. Hatta çoğu kişi su ihtiyacını altılı paketler halinde bu marketten sağlıyor.

“Adanın dışına çıkarız, marketten ucuza alkol alıp demleniriz.” diye düşünüyor olabilirsiniz. Hatta bazı arkadaşlar, su şişelerinin içine vodka koyup adaya sokmayı bile düşünüyor olabilir. Bunu yapmanızı tavsiye etmem. Zira kapıdaki güvenlik görevlilerinin bunu anlamak için süper yöntemleri var. Kapıda güvenlikten geçeceğimiz sırada önümüzdeki hollandalı iki zsitizen 1,5 litrelik 6 adet su şişesinden oluşan kolinin ortadaki şişesini boşaltıp vodkayla doldurmuştu. Güvenlik görevlisi koliyi sertçe sarstı, ortadaki şişeyi söküp aldı ve kapağını açıp kokladıktan sonra çöpe attı. Nasıl farkettiğini anlayamadık. Artık çalkalandığında oluşan kabarcık oranından mı anlaşıldı bilmiyorum ama bu gibi hileleri yakalıyorlar. Adaya alkol ve cam ambalajlı ürünler hariç herşeyi sokabiliyorsunuz.

sziget_main

Hava Koşulları ve Giyim

Budapeşte’ye gitmeden önce orada yaşayan arkadaşım geçtiğimiz senelerdeki festival tarihlerinde yağmur yağdığı konusunda beni bilgilendirmişti. Hatta yanılmıyorsam 2013 yılında festivalin 5 günü yağmurlu geçmiş. Biz sadece son gece yakalanmıştık ve gerçekten perişan olduk. Yağmurluk ve su geçirmeyen bir ayakkabı götürmenizi öneririm. Festivalin ilk günleri insanların sırt çantalarına bağlı olan botları gördükçe, “hava milyon derece sıcak. Bu neyin botu?” gibisinden dalga geçmiştik. Bildikleri varmış. Anorak (kapişonlu) getirmemiz konusunda da festival yetkilileri uyarmıştı önceki tarihlerde. Nitekim götürdük. İlk günler pişman olmuştuk fakat son gece üşüyünce anında giydik tabi. Temkinli olmakt yarar var. Çamurdan leş gibi olduğunda üzülmeyeceğiniz bir ayakkabı götürmenizi öneririm. Yağmur dışında hava Türkiye’den çok daha sıcak. Kesinlikle şapka, güneş kremi vs. götürmelisiniz.

Kamp Malzemeleri

Muhtemelen festival çadırı olarak bilinen basit çadırlardan almayı düşünüyorsunuz. Bunu sakın yapmayın. Kaç tane arkadaşım sabahın altısında çadırlarının içine su dolarken uyanmışlardı. Ben ve yakın dostum 3 mevsimlik çadır aldığımız için çadırımın üstüne şıp dedi damladı şarkıları eşliğinde anın tadını çıkardık. Kesinlikle minimum 3 mevsim çadır almalısınız. Tek kişilik çadırlardan da uzak durmanızı tavsiye ederim. Çünkü tek kişilik çadırlar bir kişi içine girdiğinde tamamen dolan çadırlardır. Çantanız dışarıda kalır. İki kişilik çadıra çantanızla birlikte rahatça sığabilirsiniz. Eğer iki kişi tek çadırda kalmak istiyorsanız 3 kişilik almanız doğru olacaktır (ikinizin çantasını da hesaplayın).

Zaten sıcak olur uyku tulumuna gerek yok demeyin. Gündüz sıcak olduğu kadar gece serin oluyor. Hele yağmur da varsa. Kesinlikle kalın bir mat edinmelisiniz (2cm ve üzeri). Yastığı da unutmayın. Decathlon’daki şişme yastıklar hem az yer kaplıyor hem de istediğiniz yükseklikte şişirebiliyorsunuz. Havlunuzu ve çamaşırlarınızı asmak için ip gerekiyor. Adanın girişindeki market bu konuda yardımcı olabilir. Festival sitesinde konserlerin saat 15-16 sularında başlayacağı belirtilir ama o sıcakta kimse konser izlemez. Bu yüzden gündüz sizi oyalaması adına oyun kartı, gameboy, kitap vs götürmenizi öneririm (bu konuda kindle efsane işime yaramıştı).

sziget7

İnternet

Yine festival sitesinde size adada wifi olduğunu, hatta özel kamp alanlarında ayrı wifi alanlarının olduğunu söylerler. Özel kamp alanlarındaki wifi külliyen yalan. Ada merkezinde t-mobile alanında wifi bulabilirsiniz fakat zilyon kişi bağlandığı için üç dakika bağlanıyorsanız 20 dakikanızı bağlanmaya çalışmakla harcarsınız. Önerim, ada girişindeki markette bulunan vodafone bayisine gidip bir aylık sim kart almanız (30 liraydı yanlış hatırlamıyorsam). içerisinde 1gb internetiniz olacak. 1 hafta için 1gb yeterli olacaktır.

Ödeme

Öncelikle Türkiye’den giderken paranızı euro’ya çevirmelisiniz. Ardından Macaristan sınırları içerisinde (işinizi adaya bırakmayın. Komisyon oranı fazla) euro’larınızı Macaristan para birimi olan forint’e çevirmeniz gerekiyor. Ada içerisindeki tüm ödemeler payment card ile yapılıyor. Öyle kredi kartı vermek, pos cihazına şifre girmek, fişi beklemek gibi çileler yok. Cihaza kartı değdiriyorsun ve gidiyorsun. Bu kadar basit. Adaya girdiğiniz anda belirlenmiş alanlardan payment kartınızı alın ve içerisine kalacağınız süre boyunca yetecek kadar bakiye yükleyin. Sonra sıcakta o kuyruklarda beklemek ölüm gibi oluyor. Merak etmeyin, bakiyeniz artarsa çıkışta paranızı iade alabiliyorsunuz.

SPA

Budapeşte spası ile ünlü bir şehir. Atatürk bile zamanında tedavi amaçlı gitmiş. Bu yüzden citypass alırsanız size 4 tane kocaman spa merkezinden istediğiniz bir tanesinde ücretsiz olarak faydalanma hakkı veriyorlar. Biz de konserler başlamadan gidip görmek istedik. Böyle bir kalabalık yok. O sıcakta emekli kuyruğu bekledik. Soyunma odaları leş gibiydi. Spa denince aklınıza sırtınıza yassı taşların koyulduğu masaj gelebilir. Ancak buranın yüzlerce kişiyle havuza girmenin dışında bir olayı yok. Ha bir de soyunma odasında bolca sünnetsiz pipi görüyorsunuz. Sonuç olarak tavsiye etmiyorum.

sziget4

Dönüş Yolu

Son gece kapanış partisinden sonra festival tamamen bitiyor. Barlar, marketler kapanıyor. Ada sakinleri dönüş yolu için hazırlıklara başlıyor. Ertesi sabah toplu ulaşımın çok yoğun olacağı düşüncesiyle çoğu kişi o gece havalimanına gitmek için harekete geçiyor. Gece 3’teki shuttle’a binmiştik ve bu konuda rahatlıkla metrobüs benzetmesi yapabilirim. Havalimanına varınca yerde yatmak için bile uzun süre yürümemiz gerekti. Tüm havalimanı yerde uyku tulumlarıyla uyuyan szitizenlerle doluydu. Sabah uyandığımızda curcunanın ortasındaydık. Neyseki sorunsuz şekilde ülkemize dönmeyi başardık. Bu konuda yaşadığım tecrübeden faydalanarak kendinize farklı stratejiler oluşturabilirsiniz.

Artıları

Eğlenmeye gelen ve tamamen özgür olan yaklaşık 400 bin insanla bir hafta geçirmek gerçekten harika. Bazen tüm szitizenler olarak adayı kuşatsak ve “burası artık bizim ülkemiz” desek diye düşünmedim değil. Özgürlük çok güzel şey. Herkes çok yardımsever. Robie Williams konserinde bir arkadaşım fazla alkolden yamulup yere oturmuştu. Binlerce insanın arasında ezilecek diye kaygılanırken, insanların onun yanına eğilip, “iyi misin? Birşeye ihtiyacın var mı?” gibisinden yardım teklif ettiklerini görünce çok şaşırmıştım. Siz kaynaşmak istemeseniz bile insanlar sizi bir anda içlerine alıyor. Kaynaşmadan dönmeniz imkansız. Çok güzel dostluklar kuruluyor. Adanın kalabalık caddelerinde birisi yanlışlıkla omzunuza çarpsa hemen özür diliyor. Bunlar alışık olmadığımız güzel şeyler.

Her tarz müzik için ayrı sahne var. Yeri geldi blues dinledik, tekno dinledik. Klasik müzik ve caz bile dinledik. Tüm programlar dakik. Sanatçıların geç çıkma gibi durumları yok. Etkinlik bol. Sırf Jack Daniel’s alanındaki hamburgerden yemek için bile gidilir.

Eksileri

Ana sahnenin önü toprak olduğu için yerinde duramayan gençlerin de etkisiyle bazen tozdan sahneyi göremedik. Son günlerde herkes öksürüyordu. Yuttuğumuz tozun hesabı yok. Zaten dönüşte hepimiz hasta olduk ve uzun süre iyileşemedik. Buna sorun nasıl çözüm bulunur bilmiyorum. Toz maskesi takan vardı. Belki işe yarar, bilmiyorum.

Yiyecekler pek sağlıklı görünmüyordu. Meyveler çok pahalı (sıcağın etkisini azaltmak istiyorsanız karpuz yemelisiniz). Festival boyu “Do you have weed?” sorusundan gına geliyor. Biri kokusunu alsa kafasını bir mirket edasıyla kaldırıp snıf snıf diye etrafına bakıyor. Sziget reklamlı ürünlerin tamamı çok kalitesiz ve pahalı. Kocaman dükkandan sadece boyun askısı alabildim (20 tl). Yıllarca avrupanın en iyi festivali seçilen bir organizasyonun hatıra kısmı daha kaliteli olabilirdi.

sziget5

Sonuç olarak; kesinlikle tavsiye ederim. Hayatımda ilk kez bu kadar fazla eğlenen insanı bir arada görmemi sağladı. 1 hafta boyunca tüm sıkıntılarınızdan uzaklaşıp kendinizi sadece müzik ve eğlenceye bırakmak harika bir şey. Kesinlikle Türkiye’deki festivallerle aynı cümlede bile kullanılmayacak derecede bir organizasyon. Sziget’in en küçük sahnesi Türkiye’deki festivallerin en büyük sahnesinden daha büyük. 1 hafta içerisinde tüm adayı dolaşmak mümkün değil. Programınızı iyi yapmanızı ve sevdiğiniz sanatçıları kaçırmamanızı öneririm.

Özgürlük adasından herkese selamlar.